İyi anlamda mı? İyi anlamda değil. Az önce ağladım. Bu aralar biraz böyle. Bir gülüyorum, bir ağlıyorum, bir deliriyorum, bir de bakmışsın ultra sakinim. Neden, ne zaman, kiminle bunlardan hangisi olacağımı ben de pek kestiremiyorum.
Değişik bir sezondayız. Tam olarak sezon finali değil ama böyle ara sezon yani, senaristlerin en çok uzattığı, hatta şöyle anlatayım, o kadar zorlama bir sezon ki, başlangıcı sansasyonel de olsa, finali çok konuşulacak da olsa diziyi izlemeyi rahatlıkla, şak diye şu anda bırakabilirsin. Tekrarlardan ve sorulardan ibaret diyaloglar, ağır ve sıkıcı sahneler, tek bir odada geçen çekimler vs. İşte öyle bir sezon. Yine de iyi oyuncular var mı? Tabii ki var. Çoğunlukla tek tük sahnelerde yer alıyor olsalar da varlar. Ellerinden gelenin en iyisini yapmaya gayret ediyorlar. Kötülerin neredeyse hepsi bu sezonda elenmiş. Biz bizeyiz. Kararlılık desen var. Dizi bir şekilde sona doğru ilerliyor. Her geçen güne öyle ya da böyle giriş, gelişme, sonuç üçlüsü eşlik ediyor ama bir şeyler hep eksik, hep havada kalıyor. En azından ilerliyor diyorsun, belki bir ihtimal ileri sardırabilirim ama sonra fark ediyorsun ki, bu kayıt ilk kez yayınlanıyor. Mümkün değil. Sabretmek gerek. Araya reklamlar giriyor. Hiç aklında olmayan masraflarla seni yüzleştiriyor. Bugün bitiricem diye azmediyorsun, bir bakmışsın uyuyakalmışsın. Dizinin bir kısmı sen uykudayken geçip gitmiş. Geri almadan kaldığım yerden devam edeyim diyorsun. Mantıklı. Ama bu defa da hikaye haddinden hızlı akıyor, arada çok şey kaçırdığını fark ediyorsun. Sonra sıkılıp, hiç uğraşamam diyerek günlerce ilgilenmiyorsun. Öyle bir an geliyor ki kaldığın yeri unutuyorsun. O yüzden hatırlamadığın kısımları da tekrar izlemen gerekiyor. Sonunda dördüncü sezonu bitiriyorsun. Acısıyla tatlısıyla bu sezon da bitti derken, çok sevdiğin biri, mesela annen diyor ki “Ben bu dizinin bu sezonunu izlememiştim.” ve ardından soruyor “Tekrar izler miyiz?”
















